29.01.2011

Muhteşem Yüzyıl ve Kürdistan


4. bölümde Kanuni'nin ağzından okunan bir mektupta "Kürdistan" isminin geçmemesi BDP'lileri kızdırmış. Orijinalinde var, neden sansür yapıyorsunuz diye...
Orijinalini merak edenler için "Kürdistan" kelimesinin geçtiği bir mektubun hikayesini anlatalım.

Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu için Şarlken ve Fransa Kralı I. François (Fransuva) savaş halindeydiler. Avrupa'da Şarlken fırtınası eserken Fransa çareyi Osmanlı İmparatorluğu'ndan yardım istemekte bulur. Olaylar şöyle gelişir:
Şarlken, Kuzey İtalya’da Pavia’da Fransız ordusunu korkunç bir yenilgiye uğratır ve kralı esir eder (24 Şubat 1525). Esir Fransa Kralı I. François, Şarlken tarafından Madrid’e götürülüp hapsedilir. Fransa ister istemez kurtuluşu doğudaki büyük güçte, Muhteşem Süleyman’a başvurmakta arar. Fransa kralının yardım isteğine Süleyman’ın gönderdiği yanıt, Fransız arşivlerinde bulunup yayımlanmıştır. Metin şöyledir:
Ben ki Sultânu’s-selâtîn ve burhânu’l-havâkîn tâc-bahş-i husrevân-i rûy-i zemîn zıllulâh fi’l-ardayn, Akdeniz’in ve Karadeniz’in ve Ru-meli’nin ve Anadolu’nun ve Karaman’ın ve Rum’un ve vilâyet-i Zulkadriyyenin ve Diyarıbekrin ve Kürdistan ve Azerbaycan’ın ve Şam’ın ve Haleb’in ve Mısır’ın ve Medîne’nin ve Kudüs’ün ve külli-yen diyâr-i Arab’ın ve Yemen’in ve dahi nice memleketlerin ki âbây-i kirâm ve ecdâd-i ‘izâmım anarallâhu berâhinehim kuvvet-i kâhireleri ile feth eyledikleri ve cenâb-i celâlet-meâbım dahi tîg-i âteşbâr ve şemşîr-i zafer-nigârım ile feth eyledüğüm nice diyârın sultânı ve pâdişâhı Sultân Bâyezîd Han oğlu Sultân Selîm Han oğlu Sultân Süleymân Hanım.
Sen ki, França vilâyetinin kralı Françeskosun:
Dergâh-i selâtîn-penâhıma yarar adamın Frangipan ile mektup gönderip ve bazı ağız haberi dahi ısmarlayıp memleketinize düşman müstevlî olup, elân habsde idüğünüzü i‘lâm edüp halâsınız hususunda bu cânibden inâyet ve meded istidâ eylemişsiz, her ne ki demiş iseniz, benüm pâye-i serîr-i âlem-masîrime arz olunup âlâ-sebîl’i’t-tafsîl ilm-i şerîfim muhît olup tamâm ma‘lûmum oldu. İmdî, padişâhlar sınmak ve habs olunmak ‘aceb değildir, gönlünüzü hoş tutup azürde-hâtır olmayasız. Öyle olsa, bizim âbâ-yi kirâm ve ecdâd-i ‘izâmımız nevverallâhu merâkidehim dâimâ def’-i düşmân ve feth-i memâlik için seferden hâlî olmayup biz dahi anların tarîkine sâlik olup herzamanda memleketler ve sa‘b ve hasîn kaleler feth eyleyüp gece gündüz atımız eğerlenmiş ve kılıcımız kuşanılmıştır. Hak subhâne ve ta‘âlâ hayırlar müyesser eyleyüp meşiyyet ve irâdeti neye müte‘allik olmuş ise vucûde gele. Bâkî ahvâl ve ahbâr ne ise mezkûr ademiniz-den istintâk olunup ma‘lûmunuz ola; şöyle bilesiz. Tahrîren fî evâil-i şehr-i âhiru’l-erba‘în li senete isneyn ve selâsîn ve tis‘amia
Bi-makâm-i dâru’s saltanat-il ‘aliyye al-Konstantaniyye al mah-miyye al mahrûse.
Bu mektubun bugünkü Türkçe’si (unvanlar atlanmıştır) şöyledir:
Hükümdarların sığındığı kapuma elçiniz Frangipan ile mektup gönderip ve bazı ağız haberi dahi ısmarlayıp memleketinizi düşman istilâ edip şu anda hapiste olduğunuzu bildiriyor, kurtuluşunuz hususunda bu taraftan yardım rica ediyorsunuz. Söylediğiniz her şey dünyayı idaresi altında tutan tahtımızın ayaklarına arz olunmuştur. Bütün ayrıntıları ile bilgi sahibi oldum. Padişahlar sınmak ve hapsolunmak hayret edilecek bir şey değildir. Gönlünüzü hoş tutup üzülmeyesiniz. Bu durum karşısında bizim yüce atalarımız –Allah hepsinin mezarlarını nurlandırsın– daima düşmanları püskürtmek ve memleketler fethetmek için, seferden geri kalmamışlardır. Biz de onların yolunda olup her zaman memleketler ve sarp kaleler fetheylemekteyiz. Gece gündüz daima atımız eyerlenmiş ve kılıcımız belimizde kuşatılmış bulunmaktadır. Yüce Tanrı hayırlar bağışlasın. Tanrı’nın istediği ne hususta ise meydana gelir. Bundan başka her türlü durum ve haberler ne ise, gönderdiğiniz adamınızdan sorulup öğrenile, şöyle bilesiniz.
Bu yazı 932 yılı rebî‘ülâhir ayının ilk günlerinde (Ocak, 1526) saltanat makamı Konstantaniye’de yazıldı.


Bu nâmede giriş kısmında Süleyman, padişahlığının azametini belirtmiş ve ülkesi yanında Fransa’yı bir vilayet ve hükümdarını da unvan kullanmadan bayağı bir kral olarak zikretmiştir. Düşmanın yararlanmasını önlemek için, verilen kararlar hakkında sadece elçi ile “ağız haberi” gönderilmiştir.

Kaynak: Halil İnalcık, Doğu Batı dergisi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Site Meter